İçeriğe geç
Dünya

İsrail basını: Türkiye, Hicaz Demir Yolu ile bölgesel ticaretin yeni merkezi olmayı hedefliyor

İsrail basını, Türkiye ile Suudi Arabistan arasında imzalanan yeni demir yolu işbirliğinin, İsrail'i dışarıda bırakan yeni bir ticaret koridoru oluşturduğunu ve Ankara'nın bölgesel etkisini artırdığını yazdı.

Anadolu Gündemi3 dk
Türkiye ve Suudi Arabistan’ı bağlaması planlanan demir yolu koridoru haritası
FacebookXWhatsAppTelegram

İsrail’in önde gelen gazetelerinden Yedioth Ahronoth, Türkiye ile Suudi Arabistan arasında 9 Haziran’da imzalanan demir yolu ve lojistik işbirliği anlaşmalarını değerlendirdiği analizinde, Ankara’nın tarihi Hicaz Demir Yolu vizyonunu yeniden canlandırarak bölgesel ulaşım ve ticaret ağlarında önemli bir avantaj elde ettiğini öne sürdü.

Gazetede yayımlanan köşe yazısında, Türkiye ile Suudi Arabistan arasında planlanan yeni demir yolu hattının güzergahında İsrail’in yer almamasına dikkat çekildi. Yazıda, Suudi Arabistan’ın daha önce Hindistan-Orta Doğu-Avrupa Ekonomi Koridoru (IMEC) kapsamında İsrail ile yakın işbirliği arayışında bulunduğu ancak son dönemde tercihini Türkiye ile ortaklık kurmaktan yana kullandığı ifade edildi.

Suudi Arabistan’ın rota tercihi değişti

Yazıda, IMEC projesinin ilk aşamada Hindistan’dan Avrupa’ya uzanan ticaret hattını Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Ürdün ve İsrail üzerinden Avrupa pazarlarına bağlamayı hedeflediği hatırlatıldı.

Ancak Ekim 2023’te Gazze’de başlayan savaşın ardından bölgedeki güvenlik koşullarının değiştiği belirtilerek, Suudi Arabistan’ın yeni dönemde Türkiye ile daha kapsamlı bir ulaşım ve lojistik işbirliğine yöneldiği kaydedildi.

İsrail gazetesi, 9 Haziran’da Riyad’da imzalanan anlaşmaların, özellikle Körfez bölgesindeki tedarik zincirlerinin güvenliğini artırmayı ve deniz taşımacılığında yaşanan riskleri azaltmayı amaçladığını yazdı.

Kargo süresinin yarıdan fazla azalması hedefleniyor

Haberde yer alan değerlendirmelere göre yaklaşık 5,5 milyar dolar yatırım maliyetine sahip proje kapsamında, Asya Kalkınma Bankası’nın da 750 milyon dolarlık finansman taahhüdünde bulunduğu belirtildi.

Yeni koridorun devreye girmesiyle birlikte deniz yoluyla 30 günü aşabilen yük taşımacılığı sürelerinin kara ve demir yolu entegrasyonu sayesinde iki haftanın altına düşürülmesinin hedeflendiği ifade edildi.

Planlanan güzergahın İstanbul’dan başlayarak Suriye ve Ürdün üzerinden Suudi Arabistan’ın Haditha Sınır Kapısı’na ulaşacağı, ilerleyen aşamalarda ise Umman ve Hint Okyanusu’na kadar genişletilmesinin öngörüldüğü aktarıldı.

Türkiye’nin bölgesel etkisi vurgulandı

Yedioth Ahronoth’taki yazıda, söz konusu hattın yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda jeopolitik sonuçlar doğuracağı değerlendirmesi yapıldı.

Türkiye’nin Osmanlı dönemindeki Hicaz Demir Yolu projesini çağrıştıran yeni ulaşım koridoruyla İstanbul’dan Kızıldeniz’e kadar uzanan geniş bir etki alanı oluşturabileceği ileri sürüldü.

Koridorun Halep ve Şam üzerinden geçmesinin Ankara’nın bölgedeki ekonomik ve siyasi nüfuzunu artırabileceği belirtilirken, demir yolu ağı üzerinden gerçekleşecek ticaret hacminin uzun vadeli stratejik ortaklıkların temelini oluşturabileceği savunuldu.

“IMEC’in yerini yeni koridor aldı” değerlendirmesi

İsrail gazetesindeki analizde, Eylül 2023’te dönemin ABD Başkanı Joe Biden tarafından G20 Zirvesi’nde duyurulan IMEC projesinin, İsrail’in bölgesel ticarette merkezi bir rol üstlenmesini amaçladığı ifade edildi.

Ancak Gazze savaşının ardından projenin ivme kaybettiği belirtilen yazıda, Türkiye ve Suudi Arabistan arasında geliştirilen yeni demir yolu koridorunun fiilen IMEC’in alternatifi haline geldiği görüşüne yer verildi.

Yazıda ayrıca Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bölgesel gelişmeleri Türkiye lehine değerlendirdiği savunularak, yeni ulaşım koridorunun önümüzdeki yıllarda Orta Doğu’nun ekonomik ve siyasi dengeleri üzerinde önemli etkiler oluşturabileceği yorumunda bulunuldu.

Benzer İçerikler