İçeriğe geç
Ekonomi

Bakan Şimşek: Birkaç aylık gecikmeyle dezenflasyon süreci tekrar devam edecek

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, birkaç aylık gecikmeye rağmen dezenflasyon sürecinin yeniden devam edeceğini açıkladı.

Anadolu Gündemi7 dk
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek TBB Genel Kurulu’nda konuşurken
FacebookXWhatsAppTelegram

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Türkiye Bankalar Birliği’nin (TBB) 69. Genel Kurul Toplantısı’nda yaptığı açıklamalarda enflasyonla mücadele, mali disiplin, cari denge ve finansal istikrara ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Şimşek, son yıllarda yaşanan küresel ve bölgesel şoklara rağmen ekonomi programının hedefleri doğrultusunda ilerlediğini belirterek, “Birkaç aylık gecikmeyle dezenflasyon süreci tekrar devam edecek ve yoluna girecektir” dedi.

İstanbul Finans Merkezi’ndeki Ziraat Kuleleri Oditoryumu’nda düzenlenen toplantıda konuşan Şimşek, hem Türk ekonomisinin hem de bankacılık sektörünün son yıllarda çoklu şoklara karşı dayanıklılığını kanıtladığını söyledi.

Fiyat istikrarı vurgusu

Ekonomi programının temel hedefinin fiyat istikrarı olduğunu ifade eden Şimşek, son üç yılda uygulanan politikalar sayesinde ekonomide önemli tampon mekanizmaları oluşturulduğunu belirtti.

Şimşek, “Fiyat istikrarının sağlanması bizim için çok önemli. Çünkü nihai hedefimiz, sürdürülebilir yüksek büyüme ve bu büyümeyi daha adil bir şekilde dağıtmamızdır. Yani daha adil gelir dağılımı bizim nihai hedefimiz. Bu hedefe ulaşmada fiyat istikrarı en kritik bileşendir.” diye konuştu.

Politika önceliklerinde herhangi bir değişiklik olmadığını vurgulayan Bakan Şimşek, fiyat istikrarının ekonomi programının merkezinde yer aldığını ve mali disiplinin de bu süreci destekleyen temel unsurlardan biri olduğunu kaydetti.

Şimşek, “Fiyat istikrarı programın esasını oluşturuyor. Bunu destekleyecek mali disiplinin sürdürülmesinde epey mesafe katettik. Mali disipline ilişkin bugün itibarıyla bir endişe yok. Deprem yaralarını sarıyoruz ve deprem harcamalarına rağmen mali disiplini bize benzer ülkelere göre çok güçlü bir şekilde tesis ettik. Şimdi bunun devamı önemli.” ifadelerini kullandı.

Cari açıkta yapısal iyileşme mesajı

Türkiye ekonomisinin uzun yıllardır karşı karşıya olduğu temel kırılganlıklardan birinin cari açık olduğunu belirten Şimşek, son dönemde bu alanda yapısal bir iyileşme yaşandığını söyledi.

Cari dengedeki gelişmelerin geçici değil kalıcı nitelikte olduğunu ifade eden Şimşek, özellikle altın hariç değerlendirildiğinde iyileşmenin daha net görüldüğünü belirtti.

Fiyat istikrarının kalıcı hale getirilmesi, mali disiplinin güçlendirilmesi ve sürdürülebilir cari denge oluşturulması açısından yapısal dönüşümün kritik öneme sahip olduğunu vurgulayan Şimşek, yatırım, istihdam, üretim ve ihracatın ekonomi politikalarının temel öncelikleri arasında yer aldığını kaydetti.

“Şoklara rağmen önemli olan ilerlemedir”

Küresel ekonomide şokların artık yeni normal haline geldiğini ifade eden Bakan Şimşek, enflasyonla mücadele sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Şimşek, “Enflasyonun kalıcı bir şekilde tek haneye indirilmesi için maliye politikası ve yapısal reform ayağıyla en güçlü desteği vermeye, bunları önceliklendirmeye devam edeceğiz. İnanıyorum ki biraz gecikse de bunu başaracağız. Şoklar dönem dönem gecikmelere sebep olabilir. Bu şoklar bizim kontrolümüzde değil. Bunlar elbette bir bahane de değil. Bu şoklara rağmen önemli olan ilerlemedir. Ben hep altını çizmişimdir. Mükemmeliyetçilik ilerlemenin önündeki en büyük engeldir. Bizim için önemli olan gidişatın yönüdür. O anlamda baktığınız zaman birkaç aylık gecikmeyle dezenflasyon süreci tekrar devam edecek ve yoluna girecektir.” dedi.

Bütçe disiplini ve deprem harcamaları

AK Parti hükümetlerinin ekonomi alanındaki en önemli başarılarından birinin bütçe disiplini olduğunu dile getiren Şimşek, 2002 öncesinde yüksek seviyelerde bulunan bütçe açığının AK Parti döneminde ortalama yüzde 3 seviyelerine gerilediğini söyledi.

Geçen yıl deprem nedeniyle yapılan yüksek harcamalara rağmen bütçe açığının milli gelirin yüzde 3’ünün altına düştüğünü belirten Şimşek, bunun ekonomi yönetiminin mali disiplin konusundaki başarısını ortaya koyduğunu ifade etti.

ABD/İsrail-İran savaşı sonrasında enerji fiyatlarında yaşanan yükselişin vatandaşlara doğrudan yansımaması için eşel mobil sisteminin devreye alındığını hatırlatan Şimşek, bütçede oluşturulan mali alan sayesinde bu uygulamanın sürdürülebildiğini söyledi.

Şimşek, “Son 3 ayda akaryakıtta ÖTV’yi neredeyse sıfırlamamıza rağmen bu sene bütçe açığı hedeflerini tutturacağız. Bu konuda bir endişeniz olmasın. Milli gelire oranla yüzde 3,5 bütçe açığı hedefimiz var. Çok büyük ihtimalle, eşel mobile rağmen, bundan daha iyi bir performansı ortaya koyacağız. Yani eşel mobil olmasa hedeflerin çok ötesinde bir başarı söz konusu olacaktı. Bu niye önemli? Çünkü şoklara karşı mali alan inşa ediyoruz.” şeklinde konuştu.

Cari açık ve dış ticarette olumlu görünüm

Cari açığın yıl sonunda milli gelirin yüzde 3’ü veya altında gerçekleşebileceğini belirten Şimşek, bu alanın artık yönetilebilir seviyelerde olduğunu söyledi.

“En büyük kırılganlık olarak görülen bu alanı bugün çok rahat yönetilebilir görüyorum. Bu nedenle makro finansal istikrar ve programın sonuçları açısından endişeye mahal yok.” diyen Şimşek, petrol fiyatlarındaki yükselişe rağmen dış ticaret açığında ciddi bir bozulma yaşanmadığını ifade etti.

Şimşek, “Doğru politika tepkisini veriyoruz. Büyük petrol şokuna rağmen, aralık ayından bu yana yıllık dış ticaret açığındaki bozulma 1,5 milyar doların altında kaldı. Daha da önemlisi, turizmde ve diğer kritik alanlarda ciddi bir bozulma yaşanmadı. Şokun ardından çeşitli endişeler vardı ancak bu endişelerin gerçekleşmediğini gördük. Bu durum reel sektörümüzün, ihracatçılarımızın, bankacılık sistemimizin aslında bu gibi şoklara karşı doğru tepkiyi verme yeteneğine sahip olduğunu ortaya koyuyor. Yani hem uygulanan politika boyutuyla hem de bütün aktörler boyutuyla doğru tepkiyi verdik.” ifadelerini kullandı.

Dış finansman ve rezervlerde son durum

Türkiye’nin dış finansman göstergelerine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Şimşek, savaş koşullarına rağmen dış finansman ihtiyacının yönetilebilir düzeyde kaldığını belirtti.

Şimşek, “Bu sene bu savaş olmasaydı brüt dış finansman ihtiyacının milli gelire oranı yüzde 15’in altına düşecekti. Savaşa rağmen bu oranın yüzde 17 olarak gerçekleşmesini öngörüyoruz. Bu son derece yönetilebilir bir seviyedir.” dedi.

Brüt dış borç stokunun milli gelire oranının da tarihsel ortalamaların altında seyrettiğini kaydeden Şimşek, mevcut görünümün birçok gelişmekte olan ülkeye kıyasla daha güçlü olduğunu söyledi.

Rezervlerdeki gelişmelere de değinen Şimşek, yaşanan gerilemenin önemli bölümünün altın fiyatlarındaki değişimden kaynaklandığını belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Rezerv konusunda bir hususun altını çizmek istiyorum. Rezervlerin önemli bir kısmı altın cinsinden ve maalesef bu dönemde altın fiyatlarındaki gerilemenin olumsuz etkilerini yaşadık. Savaş sonrası dönemde rezervdeki düşüşün neredeyse yüzde 40’ına yakını altın fiyat değişiminden kaynaklanıyor. Dolayısıyla geçmiş şoklara oranla burada da endişeye mahal yok.”

Şimşek, ekonomi programının temel hedeflerinden sapma olmadığını vurgulayarak, mali disiplin, fiyat istikrarı ve yapısal reformlar doğrultusunda çalışmaların kararlılıkla sürdürüleceğini ifade etti.

Benzer İçerikler